vücudumuz 3 Kasım 16
Daha önce
kendinize bu soruları hiç sormuş muydunuz?
Şu
an nefes almalı mıyım?
Kalbimin
pompaladığı kan yeterli mi?
Hangi
hücrelerimin, hangi organlarımın ne kadar miktarda enerjiye ihtiyacı
var?
Midem,
yediğim yiyecekleri ne zaman öğütmeye başlamalı?
Gözüme
giren ışık ayarı tam gerektiği gibi mi?
Kolumu
hareket ettirmek için hangi kaslarımı oynatsam?
Bu sorular kulağa garip geliyor değil mi? Çünkü hiçbir zaman biz kendimize bu soruları sormayız, hatta çoğumuz bu işlemlerin her an yapılmakta olduğundan haberdar bile değildir. Vücudumuz tüm bu işleri otomatik olarak yapar. Bunun için de her yerimizi saran sinir ağını kullanır. Sinir ağı, bu sayfalarda gördüğünüz sinir hücrelerinin trilyonlarcasının birbirleriyle birleşmesiyle oluşur. Vücudumuzun her köşesine ulaşan sinir ağını aşağıdaki resimde görülen otoyollara benzetebiliriz.
|
|
Bu ağ sayesinde beynimizdeki hücreler ile ayaklarımızdaki kas hücreleri arasında bağlantı kurulur ve vücuttaki bütün hücreler birbirleri ile haberleşir. Ancak sinir sistemimiz kilometrelerce uzunlukta, çok kavşaklı, çift katlı yolları olan, gidiş-gelişin ayrı yollardan sağlandığı bir otoyoldan çok daha kapsamlı bir sisteme sahiptir. Otoyollarda arabaların bir bölgeden başka bir bölgeye gitmesi gibi, vücudumuzdaki sinir ağı üzerinde de ilerleyen elektriksel sinir uyarıları vardır. Bu uyarılar, bir bölgeden diğer bölgeye haber taşırlar.
Vücut
içindeki bu uyarılar tahmin bile edemeyeceğiniz kadar hızlı hareket
ederler. Örneğin siz kolunuzu kasmak istediğinizde beyninizden bir
elektrik sinyali yola çıkar. Bu karmaşık yolculuk sırasında sinyal
öncelikle omuriliğe uğrar. Oradan da mesajın iletilmesi gereken
organa doğru hızla yol alır. Kol kasınız bütün olarak kasılır ve
kolunuz dirsekten bükülür. Tüm bu işlemler saniyenin binde biri
gibi çok kısa bir zamanda gerçekleşir. Gözünüzü yavaşça açıp kapamanız
sırasında geçen süre yaklaşık olarak 1 saniye olduğunu düşünürsek,
saniyenin binde birinin ne kadar kısa bir zaman dilimi olduğunu
daha iyi anlarız. İşte bu örnekte olduğu gibi vücudun her noktasına
ulaşan uyarılar sinirler vasıtasıyla beyne gönderilir. Olağanüstü
bir hızla vücudunuzun her bölgesinden durmaksızın beyne haber gider.
Böylece siz konuşursunuz, gülersiniz, koşarsınız, dondurmanın tadını
alırsınız, köpeğinizle oynarsınız. Bu işlemleri yaparken arada hiç
kesinti olmaz, düşündüğünüz şeyi anında yapabilirsiniz. Baktığınız
anda görür, konuşulduğu anda duyar, bir cisme dokunduğunuz anda
sıcak mı soğuk mu hemen anlarsınız. İşte bütün bunlar sinir sisteminizin
ve beyninizin mükemmel uyumu sayesinde gerçekleşir.

|
|
İşte
beyniniz bu gelen uyarıları değerlendirir ve her yere gereken cevapları
gönderir. Vücudunuz da bu cevaplara göre hareket eder. Şimdi tüm
bunları baştan başlayarak tekrar düşünelim. Vücudunuzda aynı anda
birçok işlem gerçekleşiyor. Aynı anda kitap okuyorsunuz, dışarıdan
gelen sesleri duyuyorsunuz, ayağınıza sürtünerek geçen kedinizin
yumuşak tüylerini hissediyorsunuz, meyve suyunun tadını alıyorsunuz,
kalbiniz atıyor ve vücudunuzda daha pek çok faaliyet gerçekleşiyor.
Peki bunların hepsini sadece bir-iki saniye için sizin kontrol etmeniz gerekseydi neler olurdu? Elbette bunların tümünü aynı anda kontrol etmemiz mümkün değildir. Ancak Allah'ın kusursuz yaratışı sayesinde beyin ve vücudumuzun diğer bölümleri işbirliği içinde tüm bunları, biz hiçbir şey yapmadan hallederler. Vücuttan tüm bilgiler uyarı şeklinde beyne gelir ve bu uyarıların anlamının çıkarılıp, yorumlanması gerekir. Ancak bu şekilde siz köpeğinizin tüylerinin yumuşaklığını, rüzgarın serinliğini, içtiğiniz şeftali suyunun lezzetini, patates kızartmasının kokusunu hissedersiniz. Peki sizce ağırlığı 1.5 kiloyu aşmayan bir et yığını olan beyninizin bütün bunları kendiliğinden yapması mümkün müdür? Bu elbette imkansızdır. Allah'ın kusursuz yaratışı sayesinde beyniniz bu işlemlerin hepsini aynı anda yerine getirebilmektedir.
Bir
arkadaşınız sessizce gelip farkında olmadığınız bir anda yanınızda
hızla ellerini çırparsa gözlerinizi kırparsınız. Bunun aksi mümkün
değildir çünkü bu şekilde göz kırpmak bir refleks hareketidir. Refleks
sizin kontrol edemediğiniz ani bir harekettir. Bu kadar ani olmasının
sebebi refleks anında uyarıların beyne kadar gitmeyip, gerekli cevabı
omurilikten almalarıdır. Bu, Allah'ın bizim için yarattığı çok büyük
bir nimettir çünkü böylece birçok tehlikeden korunmuş oluruz. Örneğin
elimizi sıcak bir bardağa değdirdiğimizde reflekslerimiz sayesinde
hızla geri çekebiliriz. Refleks, Allah'ın vücudun korunması için
yarattığı bir güvenlik mekanizmasıdır. Allah'ın ilhamıyla sinir
uyarıları vücudunuzda saniyede yaklaşık 9 kilometre gibi bir hızla
ilerler ve birçok tehlikeden korunmuş oluruz.
BEYNİMİZ NASIL ÇALIŞIR?
Yere
yap-boz parçalarını dağıtın ve bunların dünyaya ait tüm bilgiler
olduğunu farz edin. Örneğin bazı parçalar ışık, bazı parçalar renk,
bazıları da sesler olsun. Şimdi bu parçaları teker teker alın ve
resmi oluşturacak şekilde birleştirmeye başlayın. Sizin uzun uzun
düşünerek yaptığınız bu işlemi Allah'ın ilhamıyla hareket eden beyniniz
saniyede yüzlerce kere yapar. Nasıl mı?
|
|
Aşağıdaki resimde beynin içinde konuşan, gören, duyan, koklayan, hareket eden, uyuyan çocuklar görülüyor. Ancak elbette bu hayali bir resimdir. Bu resim, beynin hangi bölgesinde hangi işlemlerin gerçekleştiğinin anlaşılması için yapılmıştır. Gerçekte beynin içinde var olan sadece mikroskop altında görülebilen sinir hücreleridir. Peki, sizce sinir hücreleri en sevdiğiniz oyuncağı görebilir mi veya çikolatalı dondurmanın tadını alabilir mi? Elbette böyle bir şey mümkün değildir. Çünkü sinir hücreleri incecik iplik gibi et parçalarından oluşur. O halde çevremizdeki bu mükemmel dünyayı yaratan çok üstün başka bir güç sahibi olmalıdır. Bu güç sahibi Allah'tır. Herşeyin sahibi olan Allah, etrafımızdaki herşeyi kusursuzca yaratmakta ve bize güzel bir hayat sunmaktadır. Bize düşen ise bu durumda Rabbimize şükretmektir. Allah, Kuran'da gözlerimizi ve kulaklarımızı örnek vererek buna şükretmemiz gerektiğini şöyle bildirmiştir:
O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri inşa edendir; ne az şükrediyorsunuz. (Müminun Suresi, 78)
|
|






